Mutluluğa Çevrilen Pedal

    Uçak, tren, otobüs, araba ya da motosiklet, bisiklet hiçbirine benzemez; doğaya karşı mücadelemizde bizimle kader birliği yapacak ....cc lik ....hp gücünde bir motor yoktur. Dijital klimalar da sağlamaz rahat yolculuk etmemizi. Yola çıktığımızda o kadar yalnız ve bir o kadar da güçlü oluruz. İki pedal bir yürek, pedallar ne kadar dönerse yüreğimiz ne kadarına cesaret ederse o kadar gidebiliriz ancak.

 

            Bazen rüzgarlarla yarışırız, bazen rüzgara karşı, bazende rüzgarın ta kendisi oluruz. Yoldaki olumlu olumsuz herşeyin içinde oluruz. Kekik kokuları karşılar bizi dağlarda, çiçek kokuları uğurlar.

Bazen patlak bir lastik etrafında bir araya geliriz, bazende serin bir pınar kenarında.

 

            Herkes için farklı bir manası, farklı bir yorumu vardır bisiklet tutkusunun. Yeni yerler öğrenmek, sosyal faaliyet, doğayla beraber olmak, kondüsyon kazanmak.... bunlardan sadece bir kaçı. Yaş, eğitim, gelir seviyesi gibi dünya kavramlarının aramıza girmesine imkan verilmez. İşveren, işçi, müdür, öğrenci, emekli hep birlikte oluruz.  Küçük büyüğe karşı haddini, büyük küçüğe karşı büyüklüğünü bilir.  Kondüsyon farkları küçük ayrılıklara sebep olsada ilk molada herkes bir olur tekrar ve hep beraber direniz rüzgara, yağmura, soğuğa sıcağa karşı.

 

            Trafiğin yoğun olmadığı yollarda lastiklerimizden çıkan uğultular, kuş seslerine karışıp en güzel enstrüman olurlar bizler için. Yüksek kadanslarda, yüksek hızlarda, yüksek rakımlarda bacak kaslarımızın yanması en büyük hazzı verir bizlere. 11-12 km/s tempoyla tırmanırız 1500 lü rakımlara ve ardından 75-80 km/s tempoyla ineriz.

 

            Dostlarımızın rüzgarına sığınırız yüksek hızlarda bazen de biz alır götürürüz onları rüzgarımızda harikalar diyarına. Bir matara suyu, birkaç parça erzağı paylaşmaktır bisikletçilik ya da rüzgarlarda tempo tutmaktır. Gençliğin, tecrübeye, tecrübenin kondisyona mukayesesini hissederiz  zorlu parkurlarda.

 

            Daha temployum, daha sağlıklıyım, daha mutluyum tadında uzun yollarda ilerleriz.  Temiz havayla doldururuz ciğerlerimizi dağ gezilerinde. Konyanın en güzel sularını biz biliriz, en güzel doğal güzellikleri bizden sorulur.  En iyi yol tarifleri bizden gelir, çünkü yolun her virajını her tümseğini velhasılkelam her metresini yaşarız.  Bisikletci olmak sadece yolda ilerlemek değildir. Yolla bütünleşmek, yolu yaşamak, yolun her tehlikesini ve güzelliğini hissetmek, farkında olmaktır.

 

            Bir çoğumuz günlük 10-12 km ile başladık bu sevdaya ama Hz. Fatih'in de söylediği gibi “İmkânın sınırını görmek için imkansızı denemek lazım.”  bu düsturla herkes çizer kendi limitlerini (Günlük 200 km 300 km).

           

           

            Ölünceye kadar, bayılıncaya kadar, bir adım daha atamayacak hale gelince kadar”  Tüm zamanların en iyisi (Boks, Muhammed Ali) koşuyu böyle tanımlıyor. Şampiyon nasıl bu sözle sınırlarını çiziyorsa kondüsyonunun, biz de çevirebildiğimiz kadar özgür, çevirebildiğimiz kadar sosyal, çevirebildiğimiz kadar sağlıklı ve çevirebildiğimiz kadar mutluyuz.

 

            Bol Pedallı günler dilerim.